FUTBOLMİLLİ TAKIMLAR

EURO 2020 Peri Masalları #3: Danimarka

Bu turnuvanın bence en güzel hikayesine geldik. Oynadıkları oyun hakkında 4 cilt, yazdıkları tarih hakkında 6 cilt, gösterdikleri psikolojik reaksiyon hakkında ise 8 cilt kitap yazılır. O kadar güzel şeyler gösterdiler ki bize turnuvayı Danimarkasız anlatamayız. Lafı fazla uzatmadan hikayemize geçelim.

Turnuva Öncesi

Daha önce iki yazımda olduğu gibi yine Danimarka’nın geçmişinden ve onlardan ne beklendiğini anlatacağım. 92’deki saçma ve bir o kadar benzersiz şampiyonluğu dışarıda tutarsak, her zaman iyi oyunculara sahip ancak milli takımda o yetenek havuzunu sağlamayan Danimarka’nın çok büyük bir başarısı yok. 2018 Dünya Kupası’nda Eriksen’in önderliğinde gruptan çıkmışlardı ancak son 16’da penaltılar sonucunda Hırvatistan’a elenmişlerdi. 90’larda, Schmeichel ve Laudrup gibi oyuncularla tüm turnuvalara katıladılar; 92’de şampiyon, 98’de de çeyrek finalist oldular. Dediğim gibi 92’yi dışarıda çıkarırsak ahım şahım bir başarılarının olmadığını göreceğiz. Ancak katıldıkları her turnuvaya renk katan Vikingler, bu turnuvaya da renk katmaya geliyorlardı.

Beklentilerden bahsedecek olursak, Türkiye ile beraber turnuvanın “plase” takımlarından olan Danimarka, kadrosunda Eriksen gibi bir yıldıza sahipti ve onun önderliğinde yürüyecek gibilerdi. Onlar için yapılan eleştiri, oyunlarının Eriksen odaklı olmasıydı. Eriksen hariç kadrolarında Poulsen, Braithwaite gibi “kalbürüstü” oyunculara sahiptiler. Turnuvada oldukları gruptan rahatça çıkacaklarını düşünüyordum. Zira, Belçika dışında zor bir takım da yoktu. Son 16 ve sonrası içinse önlerinin açık olduğunu söyleyebilrdik.

Finlandiya Maçı

Bu maçı ayrı başlık altında değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Zira bu maç son yıllarda gördüğüm en trajik maç. Maç tamamen Danimarka kontrolü ile başladı. Yanlış hatırlamıyorsam topla oynama 65-35 civarlarındaydı. Bu üstünlüğe rağmen Danimarka’nın net denilebilecek bir pozisyon yoktu. Ve dakika 43’ü gösterdiğinde malum trajik olay yaşandı. Danimarka’nın kilit oyuncusu Christian Eriksen taç çizgisi önünde bir anda yere yığıldı. 5-10 saniye boyunca kimsenin Eriksen’e ne olduğu hakkında bir fikri yoktu. Danimarka kaptanı Simon Kjær olay yerine koştu takım arkadaşına ilk müdahaleyi yaptı. Danimarka sağlık ekibi hemen Eriksen’in yanına koştu ilk müdaheleleri yapmaya başladı. Olayın ne olduğunu anlamayan bizler olayın ciddiyetini Delaney ve Christensen’in gözyaşlarından anladık. Bu sırada Kjær “mahremiyet çemberi” oluşturdu ve Eriksen’in kız arkadaşını teselli etti. Ben ise bu anlarda sitemizin yazarlarından Hüseyin ile telefonda konuşuyordum ve ikimiz de bilgi almaya çalışıyorduk.

Sahaya giren taraftarları “uygunsuz” bulan UEFA, kalp masajı anlarını mahremiyeti boşvererek yaklaşık 213 ülkede canlı yayınladı. Neyse, sistem eleştirimizi sonraya saklayalım. Neler olduğunu çözememişken yine sitemizin yazarlarından olan Muhammet’in gönderdiği fotoğrafla biraz rahatladım. Sağlığın ve insan hayatının her şeyden önemli olduğunu hatırladığımız bu anlar Eriksen’den gelen iyi haberlerle son buldu. Bu trajik olayın , tahmin edebileceğiniz üzere, Danimarka takımına etkisi çok büyük oldu. Maça devam edilme kararı alındıktan sonra, yarım saat içinde maç başladı, Danimarka baskısına devam etti ancak o psikolojik travma onları sürekli geri itti. Ve maç boyunca bir kere gelen Finler, Pohjanpalo ile 1-0 öne geçti. Bu çöküntü yokmuşçasına Højbjerg penaltı kaçırdı. Maçın geriye kalanında Hradecky’i aşamayan Danimarka sahadan yenik ayrıldı.

Bu maç özelinde onları kimse suçalayamazdı. O kadar trajik bir maçtı ki oynanan oyun arka planda kaldı. Her şeye rağmen sahaya çıkıp oynamaya çalışan Danimarkalıları kutlamak lazım. Takımınızın en iyi oyuncusunu gözlerinizin önünde kalp krizi geçirmiş ve bu travmaya rağmen çıkıp bir şeyler göstermeye çalışmışsınız. Ne diyelim, helal olsun.

Belçika Maçı

Takımın en kritik oyuncusunu trajik bir şekilde kaybettikten sonra Finlandiya maçında aldıkları mağlubiyetle turnuvaya başlayan Danimarka takımını çok çok kritik iki maç bekliyordu. “Altın” Belçika jenerasyonunu bu turnuvaya kendini ispata gelmişti ve ilk maçta Rusya’yı 3-0’la geçerek bu turnuvayı her şeyden çok istediklerini göstermişlerdi. Maç öncesi 11’ler açıklandı ve Danimarka’yı çok değişik gördük. 3’lü savunma ile başlayan Danimarka takımı maça da fırtına gibi başladı. 2. dakikada Poulsen’in golü ile 1-0 öne geçtiler. 2-0’ı hatta 3-0’ı yakalayacak pozisyonlar buldular. Yeni sistemde kendisine yer bulan Damsgaard ve yeni rolünde muazzam iş çıkaran Atalanta’lı Mæhle inanılmaz oynadı.

Ancak ikinci devrede oyuna giren Kevin de Bruyne hem kendi attı hem takımını harekete geçirdi, attırdı. 45 dakikalık Danimarka resitali 10 dakikada de Bruyne’ye mağlup oldu. Önce etkisiz Lukaku’yu kendine getirdi. Lukaku’nun önüne topu attı, Lukaku çevirdi, de Bruyne iki stoperi yatırdı, Thorgan’ı gördü, Thorgan abisinin yapamadığını yaptı, golü attı. Sonra da yine çevrilen bir topa muazzam vurdu takımını öne geçirdi. 10 dakikada bize neden muazzam bir oyuncu olduğunu hatırlattı ve maçı çevirdi. 2-1’den sonra maç tekrardan ilk yarıya döndü. Braithwaite ve Poulsen ile dünyaları kaçıran Danimarka yine puansız ayrıldı.

Rusya Mücadelesi

Daha önce ilk iki maçını kaybeden hiçbir takımın gruptan çıkamadığını düşünürsek, Danimarka’nın gruptan çıkması için de mucizeye ihtiyaçlarının olduğunu görebiliriz. Rusya ile ölüm kalım maçına çıkacaklardı. Danimarka’nın en azından 2 farklı galibiyetlere ihtiyacı vardı. Maça yine fırtına gibi başlayan Vikingler, dakika 38’e kadar Rus kaleci Matvey Safonov’a takıldı. 38’de Mikkel Damsgaard füze gönderdi, Safonov sonunda gol yedi. İlk yarıyı 1-0 önde kapatan Danimarka ikinci yarıda Rusları boğdu boğdu duvara attı. 59’da baskı sonuç verdi, hata Zobnin’den geldi. Poulsen affetmedi fark 2’ye çıktı. Ruslar 2-0’dan sonra hayat kıpırdanması buldu. Artem Dzyuba’yı indiren Vestergaard penaltıya sebebiyet verdi. Dzyuba penaltıyı kaçırmadı fark 1’e indi. 2-1 sonucu Danimarka’yı gruptan çıkarmaya yetmezdi. 20 dakikada en azından 1 gole ihtiyaçları vardı.

Dakika 79’da içeriye çevrilen ortada Braithwaite vurdu, Safonov çıkardı, dönen topa Kjær vurdu, Safonov yine çıkardı, Wass çevirdi, savunma uzaklaştırdı; dönen topa Christensen “bunu da çıkarsana” dercesine vurdu, müthiş bir gol attı. Fark 2’ye çıktı ve tur geliyordu hem de ikincilikle. Danimarka durmuyordu, maçın gizli yıldızı Mæhle müthiş oyununu golle süsledi, 4-1. Danimarkalılar bitiş düdüğüyle sahaya akın etti ve şarkılarla takımlarını son 16’ya yolladı.

Galler ve Çekya Maçları

Grup maçları Danimarkalılar için yeterince travmatik ve zaferle geçmişti. Tahmin edildiği üzere yolları kolaydı ve Londra yolu Vikingler açıktı. Son 16’da vasat bir Galler’le eşleşen Danimarka ağır favoriydi. Maça da fırtına gibi başladılar, gol 27’de Dolberg ile geldi. İkinci yarı pozisyon vermediler deyim yerindeyse. Dakika 48’de Dolberg hem kendisinin hem takımının ikinci golünü kaydetti. Maçta o kadar üstün oynadı ki Danimarka, bilmeyen biri bir alt lig takımının, üst lig şampiyonu takımla oynadığını düşünebilirdi. 88’de ,bu turnuvadaki favori oyuncum, Joakim Mæhle farkı 3’e çıkardı. Son dakikada savunmanın hatasını affetmeyen Braithwaite 4-0 yaptı. Danimarka güle oynaya çeyrek finale gitti.

Çeyrek finalde Hollanda’yla karşılaşmayı bekleyen Danimarkalılara 27 Haziran akşamı Çekya şoku geldi. Çekya’nın nasıl bir takım olduğunu ve nasıl maçlar oynadıklarını Çekya bölümünde anlattık zaten o yüzden bu müsabakadan derinlemesine bahsetmeyeceğim. Danimarka yine rakibini tabiri caizse absorbe etti. Delaney 5’de kornerden 1-0 yaptı. Mæhle bence turnuvadaki en güzel asistlerden birini yaptı, Dolberg bitirdi, 2-0. Maçın geriye kalanında yedikleri gol dışında pozisyon vermeyen Danimarka, Londra biletini 2-1’le kapmıştı.

Wembley Direnişi #1

Tamamen İngiliz düzmecesi olan EURO 2020 dörtlü finali, skandallarla başlamıştı. Yarı final maçlarından önce hem stadyum kapasitesi arttırıldı hem de İngiltere dışında yaşayan Danimarkalılara “Covid” nedeniyle izin verilmedi. Nereden baksan tutarsızlık olan bu sistemde maça çıkacak olan Danimarkalıları cehennem bekliyordu. Wembley’de altmışiki bin futbolu evine götürmeye hazır İngilize karşı maça çıkan Danimarka fena başlamadı. İngiltere’yi ön alan baskısıyla zorlayan Danimarkalılar, Damsgaard ve Braithwaite ile pozisyonlar buldu. O maça kadar neredeyse kalesinde pozisyon görmeyen Pickford’u biraz da olsa yoklayabildi Danimarka. Dakika 37’de kaleyi cepheden gören ancak hayli uzak bir mesafeden serbest vuruş kazandı Danimarka.

Topun başına geçen genç yetenek Mikkel Damsgaard müthiş vurdu, EURO 2020’nin tek serbest vuruş golünü kaydetti. Danimarka beklenmedik bir şekilde öne geçmişti. İngilizler seyirci avantajı ile birlikte gole iyi reaksiyon verdiler ve ard arda pozisyonlar buldular. Kane’in pasında Sterling, Schmeichel’ı geçemedi. Birkaç dakika sonra kanattan hareketlenen Saka’yı Harry Kane topla buluşturdu, Saka ortaya çevirdi, Sterling’e gelmeden araya girmek isteyen Kjær topu kendi ağlarına gönderdi. İlk yarı 1-1’lik eşitlikle sona erdi.

Wembley Direnişi #2

Soyunma odasından çok baskılı dönen İngiltere, ikinci yarı boyunca daha önce Danimarka’nın rakiplerine yaptığını İngiltere Danimarka’ya yaptı. Boğdu boğdu duvara attı. Özellikle Delaney’in sakatlanmasından sonra, Sterling ve Grealish önderliğinde İngiltere ataklarını arttırdı. 90 dakikaya ikinci golü sığdıramayan İngiltere şansını uzatmalara bıraktı. Uzatmalara müthiş başlayan İngiltere dünyaları kaçırdı. Ev sahibi avantajını çok iyi kullandı ve maçı adeta bir squash maçına döndürdü. 104’te sağdan içeriye giren Sterling, Mæhle’yi geçti, Vestergaard’ı geçti, yardıma gelen Andersen’i de geçti ama yerde kaldı. Hakem Danny Makkelie penaltı noktasını gösterdi. Ancak ne Mæhle’nin ne de Andersen’in bir müdahalesi vardı. VAR’ın Makkelie’yi çağırmaması bu “dörtlü final” skandallarının arasına girdi.

Açıkçası penaltı olmadığından o kadar emindim ki, o ana kadar bütün İngiliz baskısını göz ardı ettim ve maçı penaltının tekrarından sonra bambaşka bir gözle izledim. Sanki o penaltı olmasaymış kesinlikle Danimarka finale çıkarmış gibi geldi. Harry Kane topun başına geçti, gerildi, nefesini aldı. O sırada İngiliz taraftarlar Schmeichel’ın suratına lazer tuttu. Bu da üçüncü skandaldı. Harry Kane vurdu, Schmeichel’dan döndü, Kane kendi topunu tamamladı ve maçı 2-1’e getirdi. Golden sonra hemen uzatma devre arası oldu ve takımlar soluklandılar. Biraz hakkının yenmiş olduğunu düşündüğüm Danimarka uzatmanın ikinci yarısı kaleyi sadece bir kere yokladı. O kadar direniş en sonunda Danimarkalıları da yormuştu. Maçın geri kalanı aynı skorla tamamlandı ve İngiltere tarihinde ilk defa Avrupa Şampiyonası finaline yükseldi.

Masalın Sonu

Danimarka kuvvet muhtemel uzatmaların ikinci yarısı kırılacaktı ve golü yiyecekti. Ancak bu şekilde elenmeleri zaten yeterince sempatik olan bu takımı adeta gönüllerin şampiyonu yaptı. 92 yazından sonra da 21 yazı Danimarka futbol tarihine altın harflerle geçecek bir yaz oldu. Zaten Kopenhag’ta krallar gibi karşılanmaları da bunu gösteriyor. Danimarka’nın başına gelenler başka takımın başına gelse, büyük ihtimalle o gruptan puansız ayrılırdı. Ayrı bir parantez de Kasper Hjulmand’a açılmalı. Finali kazanan Mancini dahil, turnuvanın en iyi teknik direktörü olduğunu düşünüyorum. Ve oyuncularının gelişimi doğrultusunda Danimarka takımının 2022 Dünya Kupası için ciddi bir sürpriz adayı olduğunu düşünüyorum.

Sizlere şu 3 yazımızda bu turnuvanın güzel hikayelerini anlatmaya çalıştım. Bu hikayelerin hepsi farklı zorluklarla yazıldı. Kimisini zor rakipler, kimisini kadro yetersizliği, kimisini de bambaşka travmatik olaylar zorladı. Ancak bu hikayelerin ortak noktaları da var. Mücadele, azim, milli duygular…

Bu “peri masalları” serimiz burada son buluyor. Başka peri masallarında görüşmek üzere…

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu